Markalar

Raymond Cooke, 1961 yılında İngiltere’nin Maidstone yakınlarındaki Kent şehrinde, Kent Engineering & Foundry (KEF) adıyla bir şirket kurar ve şunları söyler: “Sanatın tüm dalları arasında; en manalı, en dolaysız, en maddesel olmayan, süreksiz ve açıklanması en olanaksız olanı hiç şüphesiz ki müziktir. Adeta görünmeyen bir hayalet gibi, elektronların dansı şekil değiştirir… KEF; kulaklarınız, zihniniz için müziği en doğal şekliyle bir alışkanlığa dönüştürür. Bunu yaparken hiç abartmaz, hiçbir hileye başvurmaz.” BBC’ye destek veren elektrik mühendisi Raymond Cooke, üstün akustik kaliteye sahip ürünleri yeni materyaller ve en son teknolojileri kullanarak, müziğin orijinal performansını olması gerektiği şekilde müzikseverlere aktaracak çalışmalarına başlar. Tüm odyofillerin bildiği üzere, KEF’in tarihi; kuruluşu itibari ile ses dünyasında öncü olduğu icatlar ile doludur. KEF’in dizayn felsefesinin anahtarı, hoparlör diyaframı ve sürücü ünitelerini sarmak için kullanmış olduğu sentetik materyaller ile başlar. KEF in ilk üç yollu hoparlör dizaynı olan K1, Amerika’da Mylar, Avrupa’da Hostophon olarak bilinen Melinex diyaframı, sık sarımlı bobini, devrim yaratan T15 tweeter’ları ile zamanının en iyi hoparlörüdür. 1960’ların ortalarında ise ürün çeşitleri çoğalır ve yeni bass/midrange ünitesini tasarlama aşamasındadır. Raymond Cooke ve ekibi, Bextrene diye anılan, büyük bir yenilik ortaya koyarlar; bu son derece hafif, neredeyse saydam bir plastik maddedir ve bu uygulamayı BBC’de kullanılan LS5/5 hoparlörlerine de tatbik ederler. Bextrene woofer membranları, sesin yoğunluğunu geniş bant aralıklarında kusursuz bir şekilde iletmektedir. 1967 yılında, yoğun çalışmalar sonrasında KEF’in yeni 5 inçlik bass/midrange ünitesi B110 ve 1970’de 8 inçlik Bextrene membranları B200 piyasaya çıkar. B110 ve T27, KEF’in “Cresta” raf hoparlörleri ve BBC’nin LS3/5 hoparlörlerinde kullanılmaya başlanır. 1975 yılında tekrar LS3/5A olarak yenilenen hoparlörler, hiç şüphesiz KEF ve BBC arasındaki işbirliğinin en önemli sonuçlarıdır. Ve bu efsanevi hoparlörler; “BBC Standartı Hoparlörler” olarak, müzikseverler arasında adeta mitsel bir anlatı ile anılmaktadır. 1967’de Carlton, 1969’da Concerto adıyla piyasaya sürülen yeni modelleri ise odyofiller arasında büyük rağbet görür. KEF, 1970 yılında adını tüm dünyaya duyurur ve bunun karşılığı olarak da İngiltere Kraliçesi’nden; “En İyi İhracat Yapan Firma” ödülünü kazanır. Üç yıl sonra KEF, dünyada ilk kez “tüm sistem dizayn”ını artık bilgisayarlar ile gerçekleştirmeye başlar. Yeni ve adeta bir devrim niteliği taşıyan bu uygulama sayesinde, KEF mühendisleri daha da muhteşem ses ekipmanları tasarlamaya başlarlar. Bilgisayar ölçümleri sayesinde, birbirlerine eş olabilecek hoparlörlerin desibel ayarlarını kayıpsız olarak yapmaya ve kusursuz eşleştirmelerinin sonucu olarak, daha kaliteli stereo sese ulaşırlar. 1974 yılında piyasaya sürdülen Model 104, KEF’in dünya çapındaki ilk “Referans Serisi”dir. Corelli, Calinda ve Cantata modelleri hakkında övgü dolu sözlerden sonra; 1977 yılında, KEF Model 105 ile tekrar referans standartı olmaya devam eder. 1980 yılında düzenlenen Edinburgh Festivali’nde; Claudio Abbado yönetiminde Berlioz’un “Te Deum” adlı eseri Usher Salonu’nda seslendirilmekteyken, Gillian Weir ise bir kaç mil ötedeki St. Mary Katedrali’nde org ile orkestraya eşlik etmekteydi. BBC ve KEF işbirliği ile sağlanan bu naklen yayının başarısı yıllar boyunca konuşuldu. 1984 yılında piyasaya sürülen yeni referans serisi 104/2’de kullanılan KEF Universal Bass Equaliser (KUBE), sağladığı üstün bas yeteneği ile anılmaktaydı. 1985 yılında otomobiller için subwoofer kullanarak hoparlör üreten KEF, 1987 yılında ise duvar içi hoparlör uygulamalarına başlar. 1988’de NASA tarafından geliştirilen neodmiyum/demir/boron manyetik materyali; standart hoparlör mıknatıslarından 10 kat daha güçlüdür. KEF, bu önemli uygulamayı keşfeder ve aynı yıl KEF Uni-Q doğar. Bu sayede KEF mühendisleri; olması gereken küçüklükteki tweeter’ı, bas ünitesine entegre ederler ve ilk kez ses, tek noktadan çıkış yapar duruma gelir. Bu sayede, oda içerisindeki her noktadan, aynı ses kalitesini almak mümkün hale gelir. Uni-Q teknolojisi ile üretilen ikinci jenerasyon KEF 105/3 hoparlörlerini, 1992 yılında Japon medyası “İthal Edilen En İyi Hoparlör” olarak duyurur. KEF yine aynı yıl içerisinde, Gold Peak tarafından satın alınır ve her alanda tarihinde yeni bir sayfa açılmış olur. Bu yeni başlangıç ile markaya olan yatırımlar daha da artar ve KEF’in şanı daha da artarak tüm dünyaya yayılır. 1993 yılında KEF, ev sineması alanına Uni-Q teknolojisini de uyguladığı Model 100 ile giriş yapar. Onu takip eden yıl ise THX teknolojisini ilk kez ev sinema sistemine uygular. 1995 yılında kurucusu olan Raymond Cooke’un vefatı tüm ses dünyasını üzer, ancak Raymond Cooke’un kaybı KEF’e kalite, dürüstlük, yeni icatlar konusunda bir kayıp yaşatmaz. KEF, var olan tüm kusursuzluğu ile ses dünyasında yol almaya devam eder. Yine 1995 yılında, dördüncü jenerasyon Uni-Q sürücü ünitelerine sahip Referans Serisi dünya pazarına tanıtılır. Hi-Fi News ise, o yılı “KEF’in En İyi Yılı” olarak niteler. İki yıl sonra, yeni jenerasyon Q Serisi ve yeni Monitor serisi Raymond Cooke anısına üretilir. 1990’ların sonuna doğru iyice gelişen ev sinema sistemleri için KEF mühendisleri çalışmalarına devam ederler. Yüksek performanslı, subwoofer/uydu sistemli, ev sinema paketinin yeni adı artık KHT2005’dir. Uni-Q teknolojisinin kullanıldığı bu ev sinema sistemi uzun yıllar pazarda rakipsiz bir şekilde yerini korur. 2005 yılına gelindiğinde ise; 1980’lerin sonundan beri üzerinde çalıştığı ancak bir sır gibi sakladığı ACE teknolojisi ile KHT 9000’i tüm dünya pazarı ile tanıştırır. Bu üstün ev sinema paketinde bulunan hoparlörler aktif karbon içermektedir. Benzersiz bas performansına sahip olan KHT9000, halen daha ev sinema sistemi tutkunlarının vazgeçilmezidir. ACE teknolojisi aynı zamanda KEF’in 2008 yılında ses dünyasına sunduğu, tasarımının Rose Lovegroove tarafından yapıldığı muhteşem Muon hoparlöründe de kullanılmaktadır. 1961’den bugüne dek ses dünyasına sunmuş olduğu yenilikler ve üstün başarılar ile adından söz ettiren KEF’in adı, tüm odyofiller için ayrı önemler taşır.